Buldan Hakkında

YEŞİL BULDAN

1994 Yılında çıkan büyük bir yangın sonucu ormanlarının çoğunu kaybetmesine rağmen halen yeşilin her tonunu bolca bulmak mümkündür Buldan’da. Kepsel, Haydar, Tekke, Koçyazı, Saçyazı, Karadere bağları Buldan’ın etrafındaki yeşil kuşaktır. Küçük ve büyük vakıf, Kestane Deresi mesire yerleri Buldanlıların ve hafta sonu civar il ve ilçelerden gelenlerin nefes aldıkları yerlerdir. Ama Buldan Yaylası ayrı bir cennettir. Buradaki göl ve etrafındaki alan bir çok canlının yaşma alanıdır. İzmir II. Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından I.derecede doğal sit ilan edilen Buldan Yayla gölü ülkemizin önemli sulak alanlarından biridir.

BULDAN EVLERİ
Çok eski bir yerleşim birimi olduğu için, Buldan’daki yaşam alanları olan evler de tarihi değer taşırlar. TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) ve Kültür Bakanlığı’nın ortaklaşa başlattıkları Türkiye’nin kültür envanterinin çıkarılması projesinde pilot bölge seçilen Buldan da , çalışmalarını sürdüren İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Profesörlerinden Afife BATUR başkanlığındaki uzmanların yaptıkları çalışmaların ardından hazırladıkları raporda Buldan’daki evlerin değeri önemle vurgulanmaktadır. Aynı raporda Buldan’daki evlerin Safranbolu evlerinden aşağı kalmayacağı, hatta yer yer üstünlükleri belirtilmektedir. Ahşap ve Cumbalı olan Buldan evlerinin saçakları ve bacaları ayrı bir güzellik taşır. Özellikle bacalarındaki süslemeler yapan ustanın sevdiğinin boynuna taktığı gerdanlıktır.
Buldan’ın tarihi evleri Kentsel Sit kapsamında korunmaya alınmıştır.

BULDAN’A NASIL ULAŞILIR?
Buldan’a kendi arabalarıyla gelmek isteyenler, İzmir-Aydın-Denizli karayolunun kullanabilecekleri gibi, Salihli-Alaşehir-Denizli karayolunu da kullanabilirler. Denizli Buldan arası 45 km. dir ve yol düzgündür. Otobüslerle gelmek isteyenler Denizli-Buldan arasında çalışan yolcu minibüslerini tercih edeceklerdir.

NEREDE NE YENİR?
Buldan da her çeşit yemeğin bulunabileceği lokantalar ve lezzetli
Buldan’a özgü otlu pidelerin yapıldığı çok sayıda fırın vardır. Şehir içindeki lokantalar dışında Kestane Deresi, Yayla Gölü ve Büyük Vakıfta da restoranlar bulunur.
Buldan’ın kendine özgü bir çok yemeği olmasına rağmen, bunların içinde yöresel değişle Balcan-Soğan’ın yeri başkadır. Buldan’a gelip de Balcan-Soğan yemeden giden Buldan’a gittim dememelidir.

TARİHÇE
1071 Malazgirt Zaferi ile Anadolu'nun kapıları Türklere açıldıktan sonra Oğuz Türk boyları devamlı batıya doğru göç ediyor; Selçuklu Beyleri tarafından bu bölgelere yerleşmeleri teşvik ediliyordu. Türk boyları bugünkü B. Menderes'i geçer ek Buldan yöresine yerleşmeye başlamışlardı. Bu yörede hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Buldan yöresinde Türk hakimiyeti Afşin bey komutasında Türk akıncılarının 1070'de Denizli çevresine gelmesiyle başlamıştır. Gelen Türk boyları ilk olarak şimdiki Çağış Mevkiine yerleşmişlerdi. O sıralarda bu bölgeler Bizans hakimiyeti altında bulunmaktaydı. 1077'de Denizli Selçuklular tarafından alınsa da bu devamlı olmamıştır. Bu bölge sık sık el değiştirmiştir. 1. Kılınç Arslan 1102'de Denizli' yi tekrar fethetmiş, 1119'da Bizanslılar Denizli'yi tekrar geri almıştır. Anadolu Selçuklu Devleti Bizans'ı sınır boylarına Türkmenleri yerleştirmeye devam ediyordu. 1. Gıyasettin Keyhusrev 1207'de Denizliye tekrar geri alınmıştır.
1211'de Bizans la yapılan savaşta (Alaşehir Savaşı) Gıyasettin Keyhusrev yenilmiş fakat Bizanslılar Denizli'yi alamamışlardı. Bu savaşla Anadolu Selçuklu Devlet ile Bizans sınırı B. Menderes olarak belirlenmiştir. Güney 1211'de, Buldan yöresi ise 1215'te Türklerin eline geçmiştir. 1215'lerde başlayan bu ilk yerleşimler şimdiki Buldan'ı ilk yılları kabul edilir. Daha sonraları Türk boylarının Buldan ve çevresine yerleşmeleri devam etmiştir. 1259'da Denizli yöresinde Ladik Beyliği kurulmuş, bu beylik daha sonraları İnançoğulları Beyliği olarak anılmıştır. 13.Y.Y. sonlarında Denizli Bölgesi de Germiyanoğulları bölgesinde egemen olmaya başlamıştır.



Germiyanoğlu Yakup bey 1305'te Tripolisi almıştır. Bu sebeple Buldan ve çevresinin tamamen Türklere geçmesi Gemiyanoğulları zamanında olmuştur. 1311'de Denizlide ki Ladik Beyliği inançoğulları Beyliği olarak yeniden kurulmuştur. Buldan ve havalisi, Yıldırım Beyazıt'ın Germiyanoğulları beyliğine son vermesiyle (1390) Osmanlı topraklarına katılır. 1429'de Germiyan beyliği tamamen Osmanlı Devleti sınırlarına katılmıştır. Yıldırım 1391'de Denizliye gelmiş İnançoğulları Beyliği'ni de topraklarına katmıştır. 1354'de yaşanan büyük depremle Tripolis Şehri yıkılmış bir kısım Hristiyan ahali göç etmiş ve yanı başında Yenice yerleşim merkezi olmuştur. Buldan yöresine gelen Türk boyları yerleştikleri yerin adını Çarşamba koymuşlar, hayvancılık ve ziraatın yanı sıra dokumacılıkla da uğraşmışlardır. Kirmanla eğirdikleri iplerle sağlam giyim eşyaları dokumuşlardır. Bu konuda "Çarşambayı Lazikiye" de yerleşik düzene geçen Türkler zaman zaman Tripolis'te yaşayan Bizanslılarla ticari ilişkileri sırasında onlardan bazı dokuma ve boyama tekniklerini de alarak daha önce geliştirdikleri dokuma tecrübeleriyle o dönemin en kaliteli kumaşlarını dokumuşlardır. Bu şekilde dokumaları kısa zamanda Anadolu 'da ün salmıştır. Tripolisten Filedelfiya (Alaşehir)'e giden yol Güzergahında kurulup gelişen "Çarşambayı Lazikiye" gerek dokumacılığı gerek ticari canlılığı ile hızla büyümüş tüccarların uğrak yeri olmuştur. "Çarşambayı Lazikiye" belirtilen yol güzergahında olması sebebiyle
sık sık eşkıya baskınlarına uğramıştır. Burada yaşayan halk baskın ve yağmalamalardan rahatsız olmuştur. Hıdır Ağa ve aşireti ilk olarak şimdiki Buldan'a göç etmiştir. Hıdır ağa ve adamları eski adı Hıdıroluk, şimdiki adı Güroluk mahallesine yerleşmiştir. Hıdır Ağayı takiben Alaca aşireti reisi Mehmet Ağa da Buldan'a göç etmiştir. Şimdiki Düzalan mahallesine (eski adı Zehrenti) yerleşen bu aşiretten sonra bu göçler devam etmiştir. O tarihlerde Buldan'ın bulunduğu alan ormanlık olduğu için daha güvenli bulunmuş , ağaçlarla toprak örtülü evler yapılmıştır. Alacaoğulları bulundukları mahallede ilk mescidi yaptırmış ve adına Alaca mescid denildiği için bu mahalleye Alaca mescid mahalleside denilmiştir. Gerek çarşambadan gerekse Anadolu'dan göç eden Türk boyları Buldan'ın bugünkü merkezini oluşturmuşlardır. Daha sonraları Abbas Ağa ve aşireti şimdiki Abbas Camiinin bulunduğu Çaybaşı mahallesine yerleşmişler ve oraya Abbas mahallesi adının verilmesi buradan gelmiştir. Araplı aşiretinden İlyas Ağa ve adamları da bugünkü Kurtuluş Mahallesine yerleşmişler bu yerlere de Arap İlyas mahallesi denmiştir. Sonradan Saltuk oğulları aşireti de şimdiki Helvacılar mahallesine yerleşmişlerdir. Bu aşiretin mensupları Helva yapmasını bildikleri ve sattıkları için bu mahalleye bu ad verilmiştir. Göçler devam ederken Bursa tarafından gelen Saltık aşireti de şimdiki Bursa mahallesine yerleşmiş bu yere Küçük Bursa denilmiştir. İlerki yıllarda Konya Karaman'ından gelen Türkmen aşireti de şimdiki Çarşı mahallesi ve Yeşildere arasındaki yerlere yerleşmişlerdir. 300 yıl kadar önce padişah adına Buldan ' a gönderilen Bekir Ağa şimdiki Yeşildere Mahallesine yerleşmiş buraya bir konak yaptırmış ve adına Beyler Konağı denildiği için bu mevkiye Beyler Mevkii denilmiştir. Buldan civarında yerleşen Türklerin Oğuz Türkleri' ne bağlı değişik boylar olduğu bellidir. Buldan merkezdeki birçok semt ve mahalle adında olduğu gibi köy adlarından da bu anlaşılır. Buldan merkezde Alanyazı , Koçyazı , Bulak , Düzalan ,Sekiyurt ,Payamharımı ,Eğrek, Hıdıroluk , Kayran, Sarıçalı, Tekke, Kepsel,Saçyazı, Haydar gibi adların yanında Çatak ,Bozalan ,Alacaoğlu, Doğan, Oğuz, Kaşıkçı,Karaköy, Sarımahmutlu, Beyler gibi adlar ÖzTürkçe olduğu kadar içlerinde bazı boy adları olduğu görülür. Konur, Hacı Hasan cemaatları ve Kızılkeçili yörüklerinin Kütahya sancağına bağlı Buladan köyüne yerleştikleri bazı kayıtlarda görülmüştür. Konur cemaati Türkmen boylarından Danişmentli aşiretindendir.



Kızılkeçili yörükleri ise Buldan'dan başka Uşak ve Selendi taraflarında yerleşmişlerdir. Kastamonu şivesiyle Kastamonu da görülen dokumacılık geleneklerindeki Buldan'a benzerlikler aynı Türk boylarının buralara yerleşmesindendir. Ayrıca Denizli, Uşak, Alaşehir yörelerine yerleşen Kayı boyundan Türkmenlerin Buldan'a bağlı köylere yerleştikleri bilinmektedir.1500 lü yıllarda Kütahya Livasına bağlı bir kaza olan Denizli (Lazıkiye ) kazasına bağlı Kaş- Yenice ( şimdiki Yenice) ve buraya bağlı Boladan ,Ciharşenbe, Çağış, Deriboli yerleşim merkezleri olarak görülmektedir.

Buldan ile ilgili yazılı kaynaklar 1530 lara ait Osmanlı kaynaklarıdır.1530 a ait Osmanlı kayıtlarında bugünkü Buldan'ın
oluştuğu üç köy adı Boladan, Ciharşenbe, Çağış görülmektedir. O yıllarda Boladan'da 93 hane ,Ciharşenbe' de 15 hane Çağışta ise 79 hane vardır. Daha sonraları 1600 lerden sonra bu üç köy Boladan olarak birleşmiştir. O dönemlerde Buldan'ın en önemli geçim kaynağı dokumacılıktır. Hayvancılık ve tarımla da uğraşılmıştır. Buldan 1889 da 43 köyü 18 mahallesi olan bir ilçedir.O dönemde 1125 ev , Hükümet konağı, belediye, ziraat bankası, bir ortaokulu(rüştiye) , bir erkek ilkokulu (mekteb-i ibtidai) Bir kız okulu, 8 medrese , 8 cami , 9 mescit, 1 kütüphane, 1 hapishane , 4 tekke, 4 değirmen, 5 mağaza, 152 dükkan , 4 fırın , 9 kahvehane , 5 han, 1 hamam mevcuttur.İlçe merkezi 5463 nüfuslu olup,köyleri ile birlikte 25519 nüfuslu bir ilçedir. Buldan 1779 da Aydın iline bağlı bir bucak olmuştur.1807 yıllarında ise Aydın' a bağlı ilçe olmuş, Denizlinin ilçe iken sancak olması üzerine 1883 te Denizli'ye bağlanmıştır. Denizli' nin 1923 te il olması ile de Denizli ' ye bağlanmıştır.

UYGARLIKLARIN BULUŞTUĞU YERDİR BULDAN
Birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan bu topraklarda yapılan araştırmalarda 15.000 yıl öncesine ait buluntulara rastlanmıştır. Bu da cilalı taş dönemine denk gelmektedir. Ayrıca Çatak köyünün bugünkü kurulduğu alanda Büyük İskender dönemine ait büyük bir şehrin varlığı saptanmıştır.
Buldan’daki en önemli tarihi yer Yenicekent yanındaki Tripolis’tir. Mimar Sinan Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Neşe ATİK tarafından Efes eşdeğerinde bir kent diye tabir edilen Tripolis, tamamen gün yüzüne çıkarılmayı sabırsızlıkla beklemektedir.
Ayrıca gene Yenicekent civarındaki ve Karaköy deki kaya mezarlar görülmeye değer antik eserlerdir.

COĞRAFİ YAPI
Buldan, Ege Bölgesinde Denizli ye bağlı bir ilçedir. Doğuda Güney, güneydoğuda Akköy, güneyde Sarayköy ilçeleri batıda Aydın ve Manisa illeri ve kuzeyde gene Manisa ili ile çevrilidir.
Yüzey şekilleri bakımından alçak ovalar ve platolar birbirini tamamlar. Arazinin tamamı denizden yüksektir. Buldan platosu alçalarak Sarayköy taban ovasına ulaşır. İlçenin diğer alanları dağ ve platolarla kaplıdır. İlçe merkezinin rakımı 690 m, yüzölçümü 518 km2, ilçenin Denizli il merkezine mesafesi 46 km'dir. İlce sınırları içerisinde Yayla gölü ve sulama amaçlı yaptırılan Derbent Baraj gölü bulunmaktadır.
Buldan’ın nüfusu 2000 yılı sayım sonuçlarına göre 14.000 dir.

EKONOMİ
İlçenin ekonomisini yüzyıllardan beri aile ve atölye tipi dokumacılık oluşturmaktadır. Yöreye özgü desenli, renkli, simli, pamuklu, ipekli giysi ve mefruşatlar bğyğk bir üne sahiptir. Burada üretilen sanayi değeri yüksek tekstil ürünleri, merkez ilçede çok sayıdaki toptan ve parakende mağazası ile büyük kent tekstil piyasalarında ilgi görmektedir.
İlçe merkezinde dokumacılığın yanısıra ove ve köylerde tarım, kırsal köylerde de hayvancılık iş ve çalışma hayatının temelini oluşturmaktadır

BULDAN'DA DOKUMACILIK
Buldan da dokumacılık kent tarihi kadar eskidir. M.Ö. 2.yy kadar götürülen Buldan da dokumacılığın kökleri, Romalılar dönemindeki Tripolis’teki dokumacılıkla ilişkilendirilmektedir. Ayrıca TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) adına incelemeler yapan arkeoloji ekibi Buldan ve civarında ilkel dokuma tezgahlarında kullanılan topraktan yapılma tezgah ağırlıkları bulmuşlardır. Ayrıca bu konuda pek çok kaynakta bilgi bulunabilmekle beraber, ünlü gezgin İbni Batuta’nın (1331) söyledikleri bu bölge için çok önemli bir vesikadır. “ Burada altın işlemeli pamuklu kumaşlar dokunur ki emsali yoktur. Pamuğun özelliği ve kuvvetli bükümlü olması dolayısıyla dokunan kumaşlar ve bezler de ziyade dayanır” diyen Batuta’dan başka Osman Gazi’nin kişisel eşyaları arasından Buldan işi kumaşların çıkması, Osmanlı Sultanı I.Murat ve Yıldırım Beyazıt’ın Buldan bezinden yapılan elbiseler giymesi, ayrıca Barbaros Hayrettin Paşa’nın şalının Buldan da dokunmuş olması akla gelen ilk örneklerdir. Yine genç Osman’ın o meşhur gömleği ve Yıldırım Beyazıt’ın kızının gelinliğinin Buldan imzası taşıması Buldan dokumacılığı hakkında yeterli bilgiyi vermektedir.
Günümüzde Buldan da dokumacılık ev ekonomisi biçiminde yapılmaktadır. Buldan da her ev bir fabrikadır. Ailenin en küçük bireyinden en yaşlı bireyine kadar herkes dokumacılığın içindedir. Buldan da kumaşlar el emeği göz nuruyla ilmek ilmek dokunur. Buldan dokumalarının her ilmiğinde sevdalar vardır.



Buldan da birkaç dokuma türü dışında her türlü dokuma çeşidi dokunur. Kendine özgü dokuma türü dışında Buldan da dokunan havlular iç piyasadan ziyade yurt dışı pazarlarda büyük rağbet görmektedir.
Son yıllarda el güçüyle çalışan ağaç tezgahlarda dokunan ev tekstili ürünleri Buldan’ın en çok aranan ürünleridir.

TARIM
Topraklarının engebeli bir arazide olması nedeniyle tarım ikinci plandadır. Genelde ovalarında Türkiye’nin en erken üzümünü yetiştiren, dağlarında ürettikleri en lezzetli elmayı satışa sunan Buldanlılar, yetiştirdikleri kestaneleri kestane şekeri yapılmak üzere Bursa’ya satmalarıyla tarımda da ne kadar hünerli olduklarını göstermektedirler.